Bugün gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz tüm yıldızlar, galaksiler, toz bulutları ve Dünya üzerindeki tüm maddeler... Kısacası periyodik tablodaki elementlerden oluşan 'normal madde', evrenin toplam kütle ve enerjisinin sadece %5'ini oluşturmaktadır. Evrenin geri kalan %95'lik devasa kısmı, ne olduğunu henüz doğrudan gözlemleyemediğimiz iki görünmez gizemden oluşur: Karanlık Madde (%27) ve Karanlık Enerji (%68).
1. Karanlık Madde: Galaksileri Bir Arada Tutan Kozmik Tutkal
1930'larda gökbilimciler, galaksilerin dönüş hızlarını hesapladıklarında şaşırtıcı bir durumla karşılaştılar: Galaksilerin dış kısımlarındaki yıldızlar o kadar hızlı dönüyordu ki, görünen maddenin yerçekimi onları bir arada tutmaya yetmiyordu; galaksilerin dağılıp gitmesi gerekirdi. Galaksileri bir arada tutan, ışıkla etkileşime girmeyen (yani görünmez olan) ekstra bir kütleçekim kaynağı olmalıydı. Bu gizemli kaynağa 'Karanlık Madde' denildi. Karanlık madde, evrenin görünmez kütle iskeletidir.
"Evrenin gizemlerini çözdüğümüzü sanıyoruz ancak bizler sadece kozmik okyanusun kıyısındaki %5'lik köpükleri inceleyebildik. Geri kalan karanlık okyanus hala keşfedilmeyi bekliyor."
2. Karanlık Enerji: Evrenin Genişlemesini Hızlandıran Gizemli Güç
1998 yılına kadar yerçekimi nedeniyle evrenin genişleme hızının yavaşladığı tahmin ediliyordu. Ancak yapılan süpernova gözlemleri, evrenin genişlemesinin yavaşlamak bir yana, giderek hızlandığını ortaya koydu. Uzay boşluğunun kendisinden kaynaklanan ve galaksileri birbirinden iten bu gizemli itici güce 'Karanlık Enerji' adı verildi. Karanlık enerji, yerçekiminin aksine galaksileri birbirinden uzaklaştırarak evrenin kozmik geleceğini sonsuz bir soğukluğa ve yalnızlığa doğru sürüklemektedir.