İnsanlık, modern eczacılığın doğuşundan önce binlerce yıl boyunca hastalıkların tedavisinde bitkileri kullandı. Bugün de bitkilerin şifa gücünü araştıran bilim dalına 'Fitoterapi' denir. Ancak sosyal medyadaki 'doğalsa zararsızdır' algısı, bitkisel ürünlerin bilinçsiz kullanımı nedeniyle karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir.

1. Bitkilerdeki Aktif Etken Maddeler ve İlaçlar

Kullandığımız aspirin (söğüt ağacı kabuğundan) veya bazı kanser ilaçları doğrudan bitkisel kaynaklardan izole edilerek geliştirilmiştir. Fitoterapide de bitkilerin içindeki bu kimyasal etken maddeler (alkaloitler, flavonoidler) kullanılır. Doğru bitkinin, doğru dozda ve doğru yöntemle demlenmesi veya tüketilmesi tedavinin başarısını belirler.

"Doğal olan her şey zararsız değildir. Bitkiler de kimyasal bileşikler içerir ve yanlış dozda alındığında zehre dönüşebilirler."

2. Bitkisel Ürünlerin İlaç Etkileşimleri ve Riskler

Sık yapılan hatalardan biri, doktorun verdiği kimyasal ilaçlarla birlikte bitkisel kürlerin de tüketilmesidir. Örneğin, sakinleştirici bitki çayları (sarı kantaron) antidepresanlarla etkileşime girerek ölümcül serotonin sendromuna yol açabilir. Fitoterapi uygulamaları aktar tavsiyeleriyle değil, mutlaka bu alanda uzmanlaşmış tıp hekimlerinin denetiminde yapılmalıdır.